5510 Sayılı Kanunun 60/1(g) Kapsamındaki Genel Sağlık Sigortalılarında Prim Oranının Yeniden Belirlenmesi (Karar Sayısı: 10602)
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 60’ıncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı olarak tescil edilen kişilerin ödeyeceği genel sağlık sigortası prim oranı, 2025 yılında yayımlanan 10602 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yeniden belirlenmiştir. Bu karar, primi kendisi ödeyen bireylerin aylık mali yükünü doğrudan etkilediği için hem muhasebe meslek mensupları hem de sosyal güvenlik mevzuatına tabi bireyler açısından önemli bir düzenleme niteliğindedir. Düzenlemenin yürürlüğe giriş tarihi, kapsamı, yeni prim oranının niteliği ve uygulamada nasıl sonuçlar doğurduğu aşağıda ayrıntılı şekilde ele alınmaktadır.
10602 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı 21 Kasım 2025 tarihli ve 33084 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış olup, kararın uygulanmasına 1 Aralık 2025 tarihinden itibaren başlanmıştır. Kararda açık şekilde, 5510 sayılı Kanunun 81’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen genel sağlık sigortası prim oranının, 60/1(g) kapsamında tescil edilen genel sağlık sigortalıları için yüzde üçten yüzde altıya çıkarıldığı hüküm altına alınmıştır. Böylece, prime esas günlük kazancın alt sınırına göre hesaplanan genel sağlık sigortası priminin tutarı iki katına yükseltilmiş olmaktadır. Bu artış, primini kendi ödeyen ve herhangi bir sosyal güvenlik statüsü bulunmayan bireyler için aylık mali yükün doğrudan yükselmesi anlamına gelmektedir.
5510 sayılı Kanunun 60’ıncı maddesi, Türkiye’de kimlerin genel sağlık sigortalısı sayılacağını belirlemektedir. Maddenin birinci fıkrasının (g) bendi, başka hiçbir kapsamda sosyal güvenlik statüsü bulunmayan ve gelir testi sonucunda bakmakla yükümlü kişi sayılmayan bireyleri kapsar. Bu kişiler, Türkiye’de ikamet edip herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna prim ödemeyen, bir işte çalışmayan, emekli olmayan ve bir yakını üzerinden sağlık güvencesi bulunmayan kişilerden oluşmaktadır. Dolayısıyla 60/1(g) kapsamı; işsiz olup gelir testi yaptırmamış bireyleri, kendi sigortalılığı bulunmayanları, yeni mezun olup ailesi üzerinden sağlık yardımı alamayanları, serbest çalışan olup prim ödeme statüsü bulunmayanları ve sosyal güvenlik kapsamında olmayan yabancı uyruklu bazı kişileri de içerebilmektedir.
Bu kapsamda tescil edilen kişilerin genel sağlık sigortası primlerini kendilerinin ödemesi zorunludur. Önceki uygulamada, prime esas günlük kazancın alt sınırı üzerinden yüzde 3 oranında prim ödemesi yapılırken, 10602 sayılı Karar ile bu oran yüzde 6’ya yükseltilmiştir. Böylece, prime esas kazancın alt sınırının aylık tutarı dikkate alınarak hesaplanan GSS primlerinin bireyler için daha yüksek bir maliyete dönüşeceği açıktır. Her ay düzenli şekilde prim ödeyen bireylerin bu artışa göre bütçe planlaması yapması gerekmektedir.
Düzenlemenin etkilerinin anlaşılabilmesi için 5510 sayılı Kanunun 81’inci maddesine de bakmak gerekir. Söz konusu madde genel sağlık sigortası prim oranlarını içeren temel hükümleri düzenlemektedir. 81/1(f) bendinde, genel sağlık sigortası prim oranının yüzde 12 olduğu ve bunun yüzde 5’inin sigortalı, yüzde 7’sinin işveren payı olduğu belirtilmektedir. Ancak 60/1(g) kapsamındaki bireyler için işveren olmadığı için bu kişiler yalnızca kendi payını öderler ve bu oran Cumhurbaşkanı Kararı ile farklılaştırılabilir. 10602 sayılı Karar bu yetkiye dayanarak uygulanmış ve yüzde 3 olarak uzun süredir uygulanan oran yüzde 6’ya çıkarılmıştır.
Gelir testi yaptırmayan bireyler için bu artış özellikle önemlidir. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarında yapılan gelir testi sonucunda, aile içi kişi başı gelir, asgari ücretin üçte birinin altında çıkarsa, bu kişiler için genel sağlık sigortası primleri devlet tarafından karşılanmaktadır. Ancak gelir testi yaptırmayan veya test sonucu asgari ücret eşiğinin üzerinde çıkan kişiler, GSS primini kendileri ödemekle yükümlüdür. Dolayısıyla yeni prim oranının mali etkisi esasen gelir testi sonucunda kendi adına prim ödeme yükümlülüğü devam eden bireylerde ortaya çıkmaktadır.
Prim oranının artırılmasıyla birlikte uygulamada bazı sorular gündeme gelmiştir. Bunların başında, gelir testi yaptırmamış kişilerin geçmiş borçlarının yeni orandan etkilenip etkilenmeyeceği konusu yer almaktadır. Yayınlanan karar yalnızca ileriye dönük uygulanmaktadır. Bu nedenle yeni oran, kararın yürürlüğe girdiği 1 Aralık 2025 tarihinden sonraki aylık prim borçları için geçerlidir. Önceki dönemlere ait prim borçları ise artırılmış oran üzerinden yeniden hesaplanamaz. Bu husus hem mali müşavirler hem de bireyler açısından önemlidir.
Bir diğer tartışılan konu ise prim oranının artmasıyla birlikte sağlık hizmetlerine erişimde herhangi bir düzenleme yapılıp yapılmadığıdır. 10602 sayılı Karar yalnızca prim oranıyla ilgilidir ve sağlık hizmeti kapsamına ilişkin herhangi bir değişiklik içermemektedir. Dolayısıyla primin yüzde 3’ten yüzde 6’ya çıkarılması, kişinin sağlık hizmetlerinden yararlanma şartlarını değiştirmemekte; sadece prim ödeme yükümlülüğünü artırmaktadır. Mevcut sağlık yardımları, genel sağlık sigortası kapsamında düzenlenen hükümler doğrultusunda devam etmektedir.
Yeni oranla birlikte, 60/1(g) kapsamındaki bireylerin primlerini düzenli şekilde takip etmeleri beklenmektedir. Borç birikmesi durumunda sağlık hizmetlerinden yararlanmada aksaklıklar yaşanabileceği unutulmamalıdır. Ayrıca prim borcu bulunan kişilerin geçmiş borçlarını yapılandırma imkânları dönem dönem çıkan kanunlarla mümkün olabilmektedir. Bu nedenle söz konusu kişilerin mevzuat değişikliklerini yakından izlemesi veya bir mali müşavirden danışmanlık alması faydalı olacaktır.
Prim oranının arttırılmasına ilişkin karar, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğini güçlendirmeye yönelik bir adım olarak da değerlendirilmektedir. Genel sağlık sigortası, Türkiye’nin en geniş sağlık kapsama alanlarından birini oluşturmakta ve sistemin finansal dengesi prim gelirleriyle doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle belirli dönemlerde yapılan prim oranı düzenlemeleri, sistemin devamlılığını ve sağlık hizmetleri sunumunun sürdürülebilirliğini desteklemeye yöneliktir.
Prim oranı artışı sonrası bazı bireyler için gelir testi yaptırmak daha avantajlı hale gelebilir. Gelir testi sonucunda kişi başına düşen gelir belirlenen sınırın altında çıkarsa, primlerin devlet tarafından karşılanması mümkün olduğundan bu seçenek önemli bir alternatif sunar. Bu nedenle prim ödemede zorlanan bireylerin sosyal yardımlaşma vakıflarına başvurarak gelir testi yaptırması değerlendirilebilir.
Kaynakça
- Resmî Gazete – 5510 Sayılı Kanun
https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.5510.pdf - 10602 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı – LEXPERA
https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/cumhurbaskani-kararlari/5510-sayili-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanununun-60-inci-maddesinin-birinci-2 - PwC Türkiye – GSS Prim Oranı Artışı Duyurusu
https://www.pwc.com.tr/tr/hizmetlerimiz/insan-yonetimi-ve-organizasyon-danismanligi/sosyal-guvenlik-hizmetleri/duyurular/2025/sgk-genel-saglik-sigortasi-prim-oraninda-artis.html - Esas Denetim – 60/1(g) GSS Prim Oranı Değişikliği
https://www.esasdenetim.com/2025-sirkuler/5510-sayili-kanun-601-g-maddesi-kapsamindaki-gss-sigortalilarinin-odeyecegi-prim-oraninin-3den-6ya-cikarilmasina-dair-cumhurbaskani-karari-yayimlandi-2160


