Mali müşavir

2025-  193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci Maddesinde Yer Alan Tevkifat Oranları Hakkında Karar (Karar Sayısı: 10154)

1 Ağustos 2025 tarihli ve 32973 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 10154 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesinde yer alan tevkifat oranları uygulamasında sürenin uzatılmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda, daha önce 31 Temmuz 2025 tarihine kadar geçerli olan bazı kazançlara ilişkin indirimli tevkifat uygulaması, alınan karar doğrultusunda 31 Aralık 2025 tarihine kadar uzatılmıştır. Böylece, Devlet tahvili, Hazine bonoları ve belirli kira sertifikalarından elde edilen gelirler bakımından sıfır (%0) oranında stopaj uygulaması yıl sonuna dek sürdürülecektir.

Kararın dayanağını, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun geçici 67 nci maddesinin on yedinci fıkrası oluşturmaktadır. Bu fıkra, Cumhurbaşkanına belirli menkul kıymet gelirlerine uygulanacak stopaj oranlarını değiştirme veya belirli sürelerle sabit tutma yetkisi tanımaktadır. Söz konusu yetki uyarınca daha önce Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılmış olan 2006/10731 sayılı Kararın eki düzenleme esas alınmakta olup, son olarak bu düzenlemenin geçici 4 üncü maddesinde yer alan süre 31 Aralık 2025 tarihine kadar uzatılmıştır.

Uygulamada en çok önem arz eden hususlardan biri, ilgili kararın hangi menkul kıymetleri ve gelir türlerini kapsadığıdır. Buna göre; 1 Ağustos 2025 tarihinden itibaren iktisap edilen Devlet tahvilleri, Hazine bonoları ile 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikalarından elde edilen gelir ve kazançlar, 31 Aralık 2025 tarihine kadar geçerli olacak şekilde %0 oranında tevkifata tabi tutulacaktır. Böylece yatırımcılar, bu menkul kıymetlerden sağladıkları gelirler üzerinden gelir vergisi stopajı ödemeyeceklerdir.

Bu tür bir düzenleme, hem kamu borçlanma araçlarının cazibesini artırmakta hem de sermaye piyasalarına olan güveni pekiştirmektedir. Özellikle bireysel ve kurumsal yatırımcıların portföy tercihlerini şekillendiren vergi yükü faktörü dikkate alındığında, sıfır tevkifat oranı bu kıymetleri daha avantajlı hâle getirmektedir. Bunun doğal sonucu olarak, Hazine’nin iç borçlanma ihalelerinde faiz maliyetinin düşmesi ve yatırımcı talebinin artması beklenmektedir.

Söz konusu vergi istisnası, yalnızca yatırımcılar açısından değil, aynı zamanda bütçe finansmanı ve borç yönetimi açısından da olumlu etkiler doğurmaktadır. 4749 sayılı Kanun uyarınca kurulan varlık kiralama şirketlerinin ihraç ettiği kira sertifikaları üzerinden sağlanan gelirlerin de aynı uygulamaya dâhil edilmesi, katılım finansman araçlarının daha geniş bir yatırımcı kitlesi tarafından tercih edilmesini teşvik etmektedir. Böylece hem faizli hem de faizsiz finansman modelleri içinde yer alan kamu menkul kıymetleri vergi avantajı ile desteklenmiş olmaktadır.

Ancak düzenlemenin geçici nitelikte olması, yatırımcıların uzun vadeli stratejilerinde dikkatli olmalarını zorunlu kılmaktadır. 31 Aralık 2025 sonrası için söz konusu stopaj oranlarının ne olacağı konusunda herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Bu nedenle yatırımcıların vade ve getiri hesaplamalarını mevcut süreye göre yapmaları ve ilerleyen dönemde yeniden yapılacak düzenlemeleri yakından takip etmeleri gerekmektedir. Aksi hâlde beklenmedik vergi yükleri ile karşılaşmaları söz konusu olabilir.

Kararın uygulamaya ilişkin teknik detayları Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından yayımlanan açıklamalarla netleştirilecektir. Özellikle kira sertifikaları açısından “iktisap” tarihi ve “gelir” unsurlarının nasıl tanımlanacağı konusu, vergisel yorum açısından önemlidir. Bu bağlamda, 1 Ağustos 2025 sonrası iktisap edilen menkul kıymetler için sıfır oranlı stopaj uygulanacak olup, daha önce edinilmiş kıymetlerden elde edilen gelirler için önceki hükümler geçerliliğini koruyacaktır.

Yapılan bu düzenleme, makro düzeyde devletin borçlanma stratejileriyle doğrudan ilişkili olmakla birlikte, bireysel yatırımcıların vergisel avantajları değerlendirebilmesi için dikkatli analiz yapılması gereken teknik bir alandır. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yürütülecek olan uygulama süreci boyunca, konuya ilişkin tüm gelişmelerin hem yatırımcılar hem de aracı kurumlar tarafından yakından izlenmesi önem taşımaktadır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun geçici 67 nci maddesi uyarınca yatırım araçlarına uygulanabilecek tevkifat oranları, özellikle faiz ve kâr payı gelirlerinin vergilendirilmesinde temel bir unsur niteliğindedir. Bu düzenlemelerin amacı, vergi adaletini gözetmek kadar, sermaye piyasalarının istikrarını sağlamaya ve devletin borçlanma enstrümanlarını teşvik etmeye de yöneliktir. Bu doğrultuda sıfır tevkifat oranı, sadece teknik bir vergi indirimi değil, aynı zamanda makroekonomik politika araçlarından biri olarak değerlendirilmektedir.

Yeni düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih olan 1 Ağustos 2025 itibarıyla iktisap edilen menkul kıymetler bakımından, geçici vergi avantajının getirdiği etkiler piyasalarda kısa sürede gözlemlenmeye başlamıştır. Faiz oranlarındaki beklentilere paralel olarak, özellikle orta ve uzun vadeli devlet tahvillerine olan talepte artış yaşanması öngörülmektedir. Bu durum, Hazine’nin borçlanma maliyetini düşürme hedefini desteklerken, aynı zamanda yerli yatırımcının TL cinsi araçlara yönelmesine de katkı sunacaktır.

Kira sertifikaları tarafında da benzer bir hareketlilik öngörülmektedir. Özellikle katılım bankacılığı ilkelerine uygun yatırım tercih eden kesimler için vergi avantajı sağlayan bu düzenleme, kira sertifikalarının getirilerini daha cazip hâle getirmiştir. Bu bağlamda, 4749 sayılı Kanun kapsamında kurulan varlık kiralama şirketlerinin ihraçlarına olan talebin artması, katılım finansmanı piyasasını genişletecek bir etki yaratabilir. Sermaye piyasaları açısından bu tür vergi teşvikleri, sadece devletin borçlanma araçlarına yönelimi artırmakla kalmaz; aynı zamanda finansal ürün çeşitliliğinin vergi yükleri gözetilerek dengelenmesini sağlar.

Bununla birlikte, geçici 67 nci madde kapsamında belirlenen tevkifat oranlarının geçici sürelerle belirlenmesi, mevzuatın öngörülebilirliği ve yatırım güvenliği açısından zaman zaman belirsizliklere yol açabilmektedir. Her ne kadar bu tür kararlar Cumhurbaşkanlığı yetkisi çerçevesinde hızla alınabilse de, yatırımcıların orta ve uzun vadeli planlamalarını sürdürülebilirlik ilkesi çerçevesinde yapabilmesi adına kalıcı veya daha uzun vadeli düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Özellikle portföy yöneticileri ve kurumsal yatırımcılar açısından bu tarz kısa vadeli uzatmalar, stratejik yatırım kararlarının yeniden yapılandırılmasını zorunlu kılabilir.

Kararın teknik uygulama boyutunda ise, ilgili kazançların “iktisap” tarihine göre değerlendirileceği açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle, örneğin 31 Temmuz 2025 tarihine kadar iktisap edilmiş bir tahvilin, 1 Ağustos 2025 sonrasında sağladığı faiz geliri, uzatılan vergi istisnasından yararlanamayacaktır. Bu durum, yatırımcıların portföylerinde bulunan kıymetlerin edinim tarihlerini göz önünde bulundurarak pozisyonlarını yeniden değerlendirmelerini gerekli kılmaktadır. Yatırımcıların burada dikkat etmesi gereken temel unsur, verginin doğduğu tarihten ziyade menkul kıymetin edinim tarihi olduğudur.

Vergi uygulamaları açısından söz konusu karar, aynı zamanda finansal okuryazarlık düzeyi yüksek olan yatırımcıların avantajlı pozisyonlar alabilmesi için önemli fırsatlar yaratmaktadır. Özellikle Hazine bonosu ve kira sertifikası gibi araçların stopaj yükünden arındırılması, net getiri hesabında dikkate değer bir fark oluşturmakta; reel getiri düzeyini yukarı taşımaktadır. Bu durum, özellikle bireysel yatırımcılar açısından mevduat benzeri alternatiflerle karşılaştırıldığında önemli bir avantaj sunar.

Yatırım tercihlerinde bulunurken yalnızca nominal faiz ya da vade değil, aynı zamanda vergisel avantajların da dikkate alınması gerektiği açıktır. Bu düzenleme de, devlet tarafından yatırım davranışlarını yönlendirme amaçlı kullanılan enstrümanlardan biri olarak değerlendirilmelidir. Özellikle kamu menkul kıymetlerine yönelik bu tür destekleyici düzenlemeler, döviz yerine TL cinsi araçların tercih edilmesini teşvik eden bütüncül bir politikaya işaret etmektedir.

Getirilen vergi avantajlarının bir diğer yönü de kamu finansmanına dolaylı etkisidir. Devletin iç borçlanma araçlarına yönelik yatırım cazibesini artırması, dış borçlanmaya olan ihtiyacı azaltmakta; böylece döviz rezervleri üzerindeki baskının hafiflemesine katkı sağlamaktadır. Bu yaklaşım, bütçe açığının finansmanında iç kaynaklara yönelme stratejisinin bir uzantısı olarak değerlendirilmektedir. Sıfır stopaj uygulaması, özellikle bütçe disiplininin korunmak istendiği dönemlerde Hazine için maliyet avantajı yaratırken, yatırımcı nezdinde de güven ortamını pekiştiren bir unsur olarak öne çıkar.

Bu tür düzenlemelerin teknik yönleri kadar uygulamada doğurabileceği yorum farklılıkları da dikkate alınmalıdır. Vergi idaresi ile mükellefler arasında çıkabilecek olası tereddütleri önlemek adına, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın tebliğ veya özelgeler aracılığıyla uygulamaya açıklık getirmesi beklenmektedir. Bu süreçte, yatırımcıların ve aracı kurumların stopaj muafiyetinin kapsamına, kıymet türlerine ve elde etme tarihine ilişkin hususları titizlikle takip etmesi gerekecektir. Vergi kanunlarının geçici maddeleriyle sağlanan bu tür muafiyetlerin kapsamı, yalnızca hukuki yorumlara değil aynı zamanda fiili uygulamaya da bağlıdır.

Özellikle banka ve portföy yönetim şirketleri açısından, bu kararın uygulaması teknik altyapı anlamında da önem arz etmektedir. Stopajın otomatik olarak hesaplandığı sistemlerde, kararın yürürlük tarihinden itibaren yapılan işlemlerin vergi istisnasına uygun biçimde raporlanması, mükelleflerin zarar görmemesi için gereklidir. Muhasebe kayıtlarında ve beyanlarda yapılacak yanlışlıklar, idari yaptırımlara yol açabileceğinden; kararın dikkatli şekilde yorumlanarak uygulanması önem arz etmektedir.

Ayrıca, söz konusu düzenlemeler yalnızca yatırımcılar için değil; aynı zamanda kamu maliyesinin daha uzun vadeli ve düşük maliyetli borçlanma hedeflerine ulaşması için de işlevsel bir araç niteliği taşımaktadır. Devletin iç piyasadan döviz yerine TL cinsinden borçlanması, makroekonomik istikrar açısından da değerlidir. Bu doğrultuda, vergi mevzuatında yapılan her değişiklik, sadece maliye politikası açısından değil; para politikası ve finansal piyasa istikrarı açısından da stratejik sonuçlar doğurmaktadır.

Finansal sistemdeki bu tür geçici avantajların süresinin dolmasına yakın yeni uzatmaların ya da kalıcı düzenlemelerin gündeme gelmesi mümkündür. Bu bakımdan, yatırımcıların yalnızca mevcut durumu değil; olası mevzuat değişikliklerini de öngörerek pozisyonlarını buna göre şekillendirmeleri gerekir. Kararın 31 Aralık 2025 tarihine kadar geçerli olması, yatırımcılara belirli bir öngörülebilirlik sağlasa da, takip eden dönem için bu avantajın devam edip etmeyeceği konusunda kesin bir taahhüt sunmamaktadır. Bu belirsizlik, özellikle büyük portföy yöneticileri ve kurumsal yatırımcılar için stratejik planlamaların esnek biçimde yapılmasını zorunlu kılar.

Son olarak, bu tür düzenlemeler yoluyla sermaye piyasalarına sağlanan teşviklerin, yerli tasarruf sahiplerinin değerlendirme olanaklarını genişletmekte olduğu da unutulmamalıdır. Faiz, kira sertifikası veya tahvil geliri gibi yatırım araçlarının getirilerinden alınan verginin geçici olarak sıfırlanması, net kazançları artırmakta; böylece bireysel yatırımcının sermaye piyasalarına yönelimi artmaktadır. Bu da doğrudan ve dolaylı yoldan finansal sistemin derinleşmesine katkı sunmaktadır.

Kaynakça:

Daha fazlası için…

RESMİ GAZETE (TÜRMOB YAZISI)

01 Ağustos 2025 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 32973

Cumhurbaşkanı Kararı

Karar Sayısı: 10154

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesinde yer alan tevkifat oranları hakkındaki ekli Kararın yürürlüğe konulmasına, 193 sayılı Kanunun mezkûr maddesi gereğince karar verilmiştir.

31 Temmuz 2025

Recep Tayyip ERDOĞAN

CUMHURBAŞKANI

31/7/2025 TARİHLİ VE 10154 SAYILI CUMHURBAŞKANI KARARININ EKİ KARAR

 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesinin on yedinci fıkrasında yer alan yetki çerçevesinde, 31/7/2025 tarihli ve 10154 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının Eki Karar ile 2006/10731 sayılı BKK’nın eki Kararda değişiklik yapılmış olup, söz konusu Cumhurbaşkanı Kararıyla; 2006/10731 sayılı BKK’nın eki Kararın geçici 4 üncü maddesinde yer alan 31/7/2025 ibaresi 31/12/2025 şeklinde değiştirilerek geçici maddenin uygulama süresi 5 ay uzatılmıştır.

Yapılan düzenleme ile Devlet tahvili ve Hazine bonolarından elde edilen gelirler ile 4749 sayılı Kanun uyarınca kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikalarından elde edilen gelirlere ilişkin indirimli tevkifat oranı (%0) uygulaması 31/12/2025 tarihine (bu tarih dâhil) kadar uzatılmıştır. (GİB) 

MADDE 1- 22/7/2006 tarihli ve 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Karann geçici 4 üncü maddesinde yer alan “31/7/2025” ibaresi “31/12/2025” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 2– Bu Karar 1/8/2025 tarihinden itibaren iktisap edilen; Devlet tahvili ve Hazine bonoları ile 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikalarından elde edilen gelir ve kazançlara uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Scroll to Top